Shaun, üçüncü uzun metrajlı filminde büyük ekrana geliyor. Aardman stüdyosunun stop-motion tekniğiyle ürettiği “Shaun the Sheep: The Beast of Mossy Bottom” (Mossy Bottom’daki Canavar), 18 Eylül’de vizyona giriyor. Diyalogsuz anlatımıyla dikkat çeken yapım, yönetmenler Matthew Walker ve Steve Cox’un televizyon dizisindeki deneyimini sinema perdesine taşıyor. Komedi, korku ve bilim-kurgu öğelerini bir araya getiren film, ailelerin birlikte izleyebileceği, duygusal derinliği olan bir macera sunuyor.

Filmin başlarında Shaun ve sürüsündeki diğer koyunlar Halloween hazırlığına giriyor. Ancak çiftliğin kabak tarlasının büyümesi beklenenden daha umut verici gitmiyor. Sürüsüne yardımcı olmak için her zaman en uç önlemleri alan Shaun, (çılgın) bilime başvurarak bir büyüme formülü icat ediyor ve bu formüle saç büyütme iksiri gibi malzemeler de ekliyor. Formül kabaklara yardım etsede, Shaun ve diğer hayvanlar birden çok daha büyük bir sorunla yüzleşiyor: tüylü bir avlan çiftliği terörize etmeye başlıyor.

Diyalog Olmayan Bir Sinema Deneyiminin Zorlukları

Wallace and Gromit (Walles ve Gromit) ününe sahip Aardman stüdyosunun ürettiği film, eğlenceli, hızlı tempolu ve ailelere uygun bir macera sunuyor. Tıpkı Shaun’un diğer maceraları gibi tamamen diyalogsuz olan yapımın yönetmenleri Matthew Walker ve Steve Cox’a göre, bir Shaun the Sheep uzun metrajlı filminin yapımı sırasındaki en büyük zorluk da tam olarak bu.

Diyalog olmadığı için tabii ki Shaun’un ne düşündüğünü ya da ne yapmayı planladığını gerçekten anlamak zorundasınız.

Yönetmen Steve Cox, Polygon’a

Walker ve Cox, “Shaun the Sheep: The Beast of Mossy Bottom”ın gelişimi ile Shaun’u küçük ekrandan büyük ekrana taşımanın özgün zorlukları hakkında konuştu.

Bir Filmin Doğuşu ve İlham Kaynakları

Filmin nasıl ortaya çıktığı sorulan Walker, yapımın başta yarım saatlik bir özel bölüm olarak başladığını anlattı. Yönetmenlerin projeye katılmasından oldukça önce başlayan süreçte, ilk plan Sevgililer Günü özel bölümü şeklindeydi. Çiftçi ile ilgili bir ilişki fikri etrafında şekillenen hikaye, canavar öğesini de içeriyordu ve bu avlan fikri yavaş yavaş büyüdü.

5315x2989 STS_BEAST_EPPlus_040-07600_ShaunElectricRays
5315×2989 STS_BEAST_EPPlus_040-07600_ShaunElectricRays

Bir noktada yapımın bir Halloween özel bölümü olabileceğine karar verildi. Bu da yaklaşık olarak Walker ve Cox’un projeye katıldığı zamandaydı. İki yönetmen, çok sayıda fikirlerinin olduğunu ve hikayenin büyümeye devam ettiğini belirtti. Bir noktada bu hikayenin yarım saatlik bir özel bölüm için fazla büyük olduğunu fark ettiler ve bunun gerçekten bir uzun metrajlı film olarak işleyebileğine karar verdiler.

Film, Shaun’un sonraki macerası olmak için son derece uygun hissettirdi. Son filmlerde bilim-kurgu türünü işlediklerini belirten Walker, bu sefer tamamen farklı bir tür denemek istediklerini söyledi.

Klasik Korku Filmlerinden Modern Sinemaya

Filmin ilham kaynakları hakkında konuşulduğunda, Frankenstein ve Werewolf (Kurt Adam) akla gelen ilk referanslar olarak öne çıkarken, yönetmenler Hammer korku filmleri ve Universal Canavarları gibi klasik korku sinemasının etkilerini dile getirdi.

“Bunlar anlık, başlangıç ilhamlarıydı — Hammer korku filmleri ve Universal Canavarları, o sınıf klasik korku filmleri. Her şey bu klasik korku kalıplarıyla başladı: çılgın bilim adamı, avlan, öfkeli çete. Genisleldikçe içine giren çok sayıda başka etki de oldu,” dedi Walker. “Ayrıca 80’ler ve 90’larda büyüdüğümüz tüm filmlere baktık, John Carpenter filmleri, Spielberg filmleri gibi. Sadece korku filmleri değil, bu etkilerin çoğu karışıma dahil oldu.”

Steve Cox ise korku filmleri tarihinde mevcut olan tüm kalıplardan favorilerini seçtiklerini anlattı. Bir eve sızma sahnesi istediklerini, özellikle “An American Werewolf in London” (Londra’daki Amerikan Kurt Adamı) filmindeki şehrin içine kaos salan, arabaların kaza yaptığı o sahneden esinlendiklerini belirtti.

“Bir ayağa fırlama (jump scare) sahnesi istedik, bir aynada böyle bir şey istedik ve bu tür tüm öğeleri. Tıpkı alışverişe çıkıp bu harika fikirlerin hepsini almak gibi,” dedi Cox.

Televizyon Dizisinden Sinemaya Geçişin Farkları

İki yönetmen de daha önce televizyon dizisinde çalışmıştı. Yedi dakikalık bir bölüm yerine 80 dakikalık bir film için Shaun yönetmenin büyük farklarını soran Cox, tüm hikayeyi kafasında tutmanın en önemli fark olduğunu söyledi.

“Yedi dakikalık bölümler bir fıkra etrafında şekilleniyor, dolayısıyla o konularda nereye gittiğinizi tam olarak biliyorsunuz. Ancak bu duygusal hikayeleri dokumak, tüm karakterler için güzel, uzun ve yavaş işleyen yayılımlar oluşturmak ve bunları tatmin edici bir şekilde sonuçlandırmak, en zorlayıcı unsurlardan biri,” dedi Cox. “Yazarlar Mark Burton ve Giles Pilbrow ile çok zaman geçirdik. Öretim (pre-production) aşamasında tüm bu zamanı hikayeyi doğru şekilde oturtmak için ayırma şansına sahip olduk, dolayısıyla otantik, duygusal bir hikaye gibi hissettirdi.”

Sinematik Animasyonun Duygusal Derinliği

Film sürecinde animasyon tekniğinin kendisiyle uğraşırken, sürenin uzamasından başka farklı bir şey olup olmadığı sorulan Cox, nüanslı oyunculğun büyük farklardan biri olduğunu belirtti.

“Nüanslıoyunculuk büyük unsurlardan biri. Gerçek, ana animörlerimiz var ve bu yakın plan çekimleri gerçekten inceliyorlar, gözlerin tam olarak düşünduğü anı yakalıyorlar. Diyalog olmadığı için tabii ki Shaun’un ne düşündüğünü ya da ne yapmayı planladığını gerçekten anlamak zorundasınız. Animörlerimiz zihnimizde üst düzey Hollywood oyuncular gibi. Bir hikayeyi ve bu duyguları çok iyi aktarabiliyorlar,” dedi Cox.

Cox, bunun bir dizide o kadar önemli olmadığını, ancak burada karakterlerin hislerini duymanız gereken güzel bir duygusal hikaye olduklarını ekledi.

İlginizi Çekebilir: Şarj Aleti iPhone 18 Pro ile birlikte gelmeyecek; Amazon’da UGREEN 160W Nexode Pro Tarihinin En Düşük Fiyatına Geriledi →
Kaynak: Polygon ↗
💬 Topluluk Masası & Tartışma

Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.

Foruma Katıl & Yanıtla ➔